antik mısır

Antik Mısır, şarap tarihinin yazılı olarak ilk başladığı bölge olarak kabul edilir. Diğer bir deyişle, Antik Mısırlılar, şarap üretimini baştan sona resimlerle kayıt altına alan ilk uygarlıktır. Ermenistan’ın büyük bir kısmı, Mezopotamya, Anadolu, Medya’nın tamamı ve Acem diyarında çoğunlukla bağlar yetiştirildiği ve şaraplar üretildiği bilinmektedir. Antik Mısır’da ise coğrafi olarak üzüm bağlarının sınırlı bir noktada toplanması (Nil Deltası), şarap üretimi bilgisinin ilk olarak Mezopotamya’dan Mısır’a geçtiğini düşündürmektedir. Antik Mısır’da şarap, hem Eski hem de Yeni Krallık dönemlerinde tarih boyunca hiç eksik olmamıştır.

Üzüm asması doğası gereği belirli coğrafi bölgelerde yetiştirilmek zorundadır ve yapımı zordur. Bu yüzden Mezopotamya ve Mısır’da bira herkes tarafından tüketilebilen bir içkiyken, şarap sadece belirli bir zümre tarafından tüketiliyordu; bu genelde zengin ya da elit kesim demekti. Bir başka deyişle, Antik Mısır’da üzüm bağları sadece belirli bir kesime aitti. Yine de bazı kaynaklarda Mısırlı askerlerin Romalı askerler gibi günlük olarak şarap ihtiyaçlarının karşılandığı görülmektedir.

Antik Yunan ve Roma medeniyetlerinde şarap, daha özgürce tüketilen ve herkes tarafından içilebilen bir içkiydi. Hatta o dönemin barbar olarak kabul edilen bölgelerinde bira daha yaygın tüketilirken, Roma’nın fetihleriyle birlikte üzüm bağları bu bölgelere yayılmış ve fethedilen topraklarda yavaş yavaş biranın yerini şarap almaya başlamıştır. Benzer şekilde, Antik Mısır Yunan kolonisi haline geldiğinde bağcılık alanları daha da gelişmeye başlamıştır. Bölgeye gelen Yunanlar şarap tükettikleri için şarap sadece elitler arasında değil, halk tarafından da tüketilmeye başlanmıştır.

Antik Mısır’da özellikle Yeni Krallık Dönemi’nde (M.Ö. 1500-1100), mezar resimleri şarap yapımının hemen hemen her adımını tasvir etmektedir. Ayrıca, bazi mezarlarda şarap amforalarının üzerinde hasat yılı, sarap bolgesi, kalitesi ve şarap yapımcısının adı gibi bilgiler de yer almaktadır. Bunlar bağ bakımından üzüm toplamaya, ayakla ezme işleminden preslemeye ve şarabı depolamaktan içmeye kadar her detayı içermektedir. Bu bilgiler özellikle Theban nekropolünde oldukça açık bir şekilde tasvirlenmiştir.

İlk Mısır krallarından biri olan ve M.Ö. 3150 civarında yaşamış Akrep I’in mezar odasında yüzlerce şarap çömleği bulunmuştur. Bulunan şarapların toplamda yaklaşık 4500 litreydi. Bunların hemen hepsinde, İran’ın batısındaki Zagros Dağları’nda kazılarda bulunan şarap ve ağaç reçinesi kalıntılarına rastlanmıştır.

Diğer bir örnek ise Yeni Krallik donemine ait olan ve milattan önce 1352 yılında ölen Kral Tutankhamun’un mezarına aittir. Mezari İngiliz arkeolog Howard Carter tarafından 1922 yılında keşfedildi. Tutankhamun’un mezarinda 26 adet sarap amforasi bulunmustur. Bulundugunda sarap kupleri hala kapali haldeydi ama sadece geriye sadece tortulari kalmisti. Amforaların üzerinde bugunku etiketlerden daha fazla bilgi verilmis. Saraplarin hangi bölgeden geldikleri, kaç yıllık oldukları, tatlı olup olmadıkları gibi bilgiler onemli bilgiler yaziyordu. Bununla beraber her şarap amforası üzerinde hangi şarap üreticisi tarafından üretildiği yazılıydı. Bu da demektir ki günümüzde olduğu gibi tarihte de değişmeyen tek şey, şarabın kalitesinin üreticisinin özeni ve yeteneğiyle adlandırılıyor olmasıdır.

Tutankhamun’un mezarındaki 26 şarap kavanozundan 23’ü, M.Ö. 1345, 1344 ve 1340 yıllarına tarihlenmektedir. Bu kavanozların 11’i, Tanrı Aton’a adanmış bir bağdan gelmektedir. Üreticiler arasında öne çıkan iki isim, Khay ve Aperershop’tur; her ikisinin de Suriye kökenli olduğu ve Mısır’a göçtükleri düşünülmektedir. Bu durum, o dönemde Suriye’den gelen şarap yapım geleneğini desteklemektedir. Khay’ın ürettiği şaraplar 2, 5, 14, 15, 16 ve 17 numaralı kavanozlarda bulunurken, 1 numaralı kavanoz Aperershop’a aittir. Khay’ın mezarda 6 şişe şarabının bulunması, onun yüksek kaliteli şarap üreten iyi bir üretici olduğunu göstermektedir. Ayrıca, amforalardan 4’ünde “tatlı şarap” ibaresi yer almaktadır. Tutankhamun, öldüğünde sadece 19 yaşındaydı. Erken yaşına rağmen özel şarapların mezarına konması, Mısır hanedanları arasında şarabın önemli bir içki olduğunu göstermektedir.

En önemli şarap bölgesi, tahmin edileceği üzere, Aşağı Mısır’da bulunan Nil Delta bölgesidir. Yüksek sıcaklık, Nil Nehri ve Akdeniz tarafından dengelendiğinden, bu bölge doğal olarak bağcılık için uygun hale gelmiştir. Yukarı Mısır ise bu avantajdan yararlanamadığı için şarap üretimi bulunmamaktadır. Sadece ender görülen ve çölün su bulunduran bölgelerindeki vahalarda ufak bağlar kurulmuştur. Kral Tutankhamun’un mezarında bulunan şarapların, Eski Krallık döneminde de bağ olarak kullanılan kuzeydoğu Nil Delta bölgesinde üretildiği düşünülmektedir.

Bölgede şarapçılık, daha çok büyük bahçeler içinde diğer bitki ve ağaçlarla birlikte üretilirdi. Asmalar, bu büyük bahçelerin ortalarına ekilirdi ve böylece şiddetli rüzgardan ve kuru sıcak havadan korunması amaçlanırdı. Asmalar genellikle sulanırdı ve tabanda su tutmak için çamurdan kuyular yapılırdı. Ayrıca sıklıkla gübre olarak güvercin dışkısı kullanılırdı.

Üzümler toplandıktan sonra, özellikle Beaujolais bölgesindeki yarı-karbonik maserasyona benzer bir yöntemle fermente edildiği tahmin ediliyor. Bu yöntemde üzümler tanklara rastgele atılır ve en alttaki üzümler, üstteki üzümlerin ağırlığıyla ezilir. Bununla birlikte, eski bir yöntem olan ayakla ezme yöntemi kullanılarak üzüm suyu çıkartılırdı. Ayrıca, şarapları tatlandırmak için baharatlar ve bal eklenirdi. Bunun yanı sıra, şarabın acılığını hafifletmek ve seyreltmek amacıyla deniz suyu da kullanılırdı. Deniz suyu kullanımının baş ağrısını önlediğine inanılırdı. Mısır’da şarap kalitesinin çok yüksek olmadığı Strabo’nun Coğrafya kitabında da geçer. Strabo, on yedinci bölümde İskenderiye’ye yakın bir bölgede üretilen şaraptan şu şekilde bahseder:

“…biraz daha denizden uzakta ise Antiphræ vardır. Bu bölgenin tamamı iyi kalitede şarap üretmemektedir ve toprak kaplarda daha fazla deniz suyu bulunmakta, buna ‘Libyalı tarzi’ denmektedir; bu ve bira, İskenderiye halkının temel içeceğidir. Özellikle Antiphræ, kötü şarabı nedeniyle alay konusu olmuştur.”

Zaman zaman şarabın aşırıya kaçtığını ziyafet gravürlerinden anlıyoruz. Örneğin, Belçika’da bulunan Kraliyet Sanat ve Tarih Müzesi’ndeki duvar resmi, Yeni Krallık Dönemi’ne aittir ve ortadaki kişi, ziyafet sırasında yüzünü çevirerek kusmaktadır. Mısırlılar sarhoşluğu biliyorlardı ve bunu içki içerken ölçülülüğün önemini göstererek tasvir etmişlerdi. Bununla beraber, şarap tıbbi olarak da yararlanılan bir üründü. Şarabın tıbbi metinlerde, reçetelerde sıkça kullanıldığı bilinmektedir. Ebers Tıp Papirüsü’nün bir bölümünde, iştahı geri kazandırmak için yazılan reçetelerin hemen hepsinde şarap bulunmaktadır. Şarap, merhemlerde ve yara bandajlarında da sıkça kullanılmaktaydı.

Antik Mısır’da şarap yapımı

Antik Mısır’da şarap yapım tekniklerini anlamak için mezar resimleri genel olarak istenilen kanıtları sunmaktadır. Genellikle resimlerde üzümler siyah ve mavi renkte gösteriliyor; bunun nedeni büyük ihtimalle kırmızı şarapların daha fazla tüketilmesidir. Saqqara’daki Ty’nin mezarında hasar görmüş şarap sahneleri bulunmaktadır. Burada üzümler erkekler tarafından toplanıp, toplanırken herhangi bir alet kullanılmamakta ve koparılmaktadırlar. Sonrasında üzümler sepetlere doldurularak ayakla ezme çukuruna konulmaktadır. Bu çukurun güneşte kurutulmuş bir malzemeden yapıldığı ve Nil çamuruyla kaplandığı düşünülmektedir. Ayakla ezme işlemi çukura yatay bir şekilde koyulan bir çubuktan destek alan erkekler tarafından yapılmaktadır. Aslında günümüzde bu görüntü otobüste ayakta yolculuk eden kişilere benzemektedir. Daha sonra ritmik bir şekilde ayaklama işlemi yapılmaktadır.

Sıkılan üzüm suyu geniş ağızlı bir kaba toplanır. Bu büyük ihtimalle kaba bir keten yardımıyla suyun dışarı aktarılmasıyla olur. Üzüm ezme işleminin ardından, şarap amforalarının doldurulması, mühürlenmesi ve depolanması gelir; fermantasyonla ilgili bir bilgi yoktur. Büyük ihtimalle bu ezme işleminden sonra müdahale edilmeyen bir işlemdir ve kaplarda fermantasyonun bitmesi bekleniyordu. Sonrasında Nil Nehri kullanılarak diğer ürünler gibi taşıma işlemi yapılırdı.

Kükürt kullanımının klasik dönemlere kadar uzandığını görmekteyiz. Mısırlılar, M.Ö. 2000 civarında kumaşları ağartmak için kükürt bileşenleri kullanmış, birkaç yüz yıl sonra ise belirli renklerde pigmentler üretmek için kritik bir rol oynamıştır. Antik Yunan medeniyetinde, kükürtü dezenfektan olarak kullanırken, Romalılar bunu ilaç uygulamalarında kullanmışlardır. Buna örnek olarak Odesa destanı gösterilebilir. Odysseus Truva’dan evine döndüğünde evini temizlemek için kükürt istemiştir: Kitap 22:480: “Kükürt getir bana, nineciğim, temizleyeyim her yanını; ateş de getir, büyük sobayı tutuşlayıp arındırayım.”

Antik Mısır’da ve sonrasında Roma’da şarap kaplarının yakılmış kükürt dumanıyla sterilize edildiği bilinmektedir. Genel olarak bir aracı bakterilerden korumak ve arındırmak için kükürt dumanı kullanarak bu sterilizasyon işlemi yapılırdı.

Antik Mısır’da şarapların kalitesinin ne kadar iyi olduğunu tespit etmek oldukça güç; fakat sıcak iklim şartlarında yapılan bu şaraplarda şeker seviyesinin yüksek olduğu düşünülmektedir. Ayrıca şaraba lezzet katmak için özel baharatlar ve otlar katılmaktaydı. Bu dönemde üretilen şaraplar uzun ömürlü değildir. Yıllanmış şarap ya da yıllanmaya müsait olan şaraplar, daha çok modern çağın gereçleriyle mümkün olmuştur. Mısır’da üzümler yaz aylarında toplanıp eziliyordu; ayakla ezme işleminin ardından, sıcağa hızla maruz kalan fermantasyon sonrası dengesiz bir şarap ortaya çıkar.

Şarapların fermante edildiği ve saklandığı kaplar reçineyle tamamen kapatılmadığı durumlarda oksidasyon hızlanacak ve bu da şarapların ömrünü kısaltacaktır. Ayrıca Antik Mısırlılar, Gürcistan’dan kvevri’de yapıldığı gibi şarapları toprak altında saklamıyordu. Yüksek sıcaklığa rağmen bu soğutma sisteminin uygulanmaması, şarabın hızla sirke haline gelmesi anlamına gelir. Bu nedenle çoğu şarabın üretimden bir yıl içinde tüketildiği ve üç veya dört yıl içinde bozulduğu muhtemeldir.

Günümüzde de Mısır’da şarap üretimi yok denecek kadar azdır. Bunun kültürle ilişkisi olsa da coğrafi olarak Mısır şarap için umut verici bir bölge değildir.